Bağımsızlık Benim Karakterimdir. K.ATATÜRK

ARKAMIZA BAKMADAN YÜRÜYORUZ…

SENDİKAMIZ;YENİ HİZMET BİNASINATAŞINMIŞTIR.

 ADRES : İZMİR 2. CADDE NO: 34 KAT:4                                    KIZILAY/ ANKARA

TEL      :  (312) 417 04 06 -417 33 61                  (532) 768 45 60

ÇAĞRI

Kamu çalışanlarının;

Geleceğini karartan

ekmeğini küçülten,

onurunu çiğneyen

Hükümet’e ve onun

2009 Bütçesine karşı,

         KİTLESEL BASIN AÇIKLAMASI      

Tarih: 24 ARALIK 2008 ÇARŞAMBA

Saat:  12.30

Yer:   TBMM Dikmen kapısı

Tüm çalışanlar davetlidir.

Not: Saat 12.15 de 2 No’lu kapıdan servisimiz kalkacaktır.

        Katılımcılara kumanya verilecektir.

 

EK ÖDEMESİNİ ALAMAYAN KİT PERSONELİ ADINA DAVA AÇTIK.

            Başbakan tarafından Toplu görüşmeler öncesinde açıklanmasına rağmen ek ödemesini alamayan KİT personeli adına Danıştay nezdinde dava açtık.           

            Dava açılmasının ardından Konfederasyonumuz adına açıklama yapan BASK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bağımsız Enerji-Sen Genel Başkanı Hanife EKİNCİ şunları söyledi. 

               “Başbakan tarafından daha toplu görüşmeler bile başlamadan açıklanmasına rağmen KİT personeli hala ek ödemelerini alamamıştır. Haftanın altı günü çalışan, yıllık izinlerini kullanamayan, hastalanıp rapor aldıklarında amirlerinden azar işitip başarı puanları düşürülen KİT’lerde çalışan sözleşmeli personel Başbakan tarafından açıklanan ek ödemeleri alamadıkları gibi üstüne üstlük elektrik, doğalgaz, kömüre ve temel tüketim mallarına yapılan fahiş zamlardan sonra nefes alamaz hale gelmiştir.

Memura yüzde 2+2 zam yapan Hükümet, doğalgaza bir kalemde yüzde 22,5 toplamda yüzde 72 oranında zam yapabilmiştir. Yine aynı dönemde kömüre yüzde 68, elektriğe yüzde 60 zam yapılmıştır. Yakaladığı her fırsatta, gördüğü her mikrofona fakir fukaranın, garip gurebanın, hükümeti olduğunu, tüyü bitmedik yetimin hakkını yedirmeyeceğini söyleyen hükümet üyeleri kışın dondurucu soğuğunda, yazın kavurucu sıcaklarda sırtında taşıdığı onlarca kiloluk yükü gram gram kapı kapı dolaşarak dağıtan postacıyı, kışın eksi yirmi derecelere ulaşan soğukta elektrik direğine tırmanan TEDAŞ görevlisini, demiryolu çalışanlarını ve kağıt üzerinde memur sınıfında olup kamuda en ağır işleri yapan diğer pek çok KİT personelini ek ödemeden mahrum bırakmış dahası 2009 yılı için de ilk altı ay için yüzde 4, ikinci altı ay için de yüzde 4,5’luk sefalet artışına mahkum etmiştir. 

Aldığı maaşla kıt kanaat geçinen, ailesinden veya yakınlarından maddi destek almadan geçinemez hale gelen dar ve sabit gelirlilerin bu zamlardan sonra nasıl geçineceğini Sayın Başbakana soruyoruz. Sözleşmeli personelin ek ödemeden de mahrum bırakılması kelimenin en hafif deyimiyle insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Buradan Sayın Başbakan ve Hükümet üyelerini  empati yapmaya davet ediyorum. Kendilerini sadece bir ay bizim yerimize koysunlar. Kendilerini sadece bir ay asgari ücretlinin, emeklinin, dul ve yetimlerin yerine koysunlar. Bizim aldığımız maaşlarla sadece bir ay geçimini sağlasınlar. Karanlık çöktüğünde semt pazarlarına gitsinler, Pazar artıklarını toplayan vatandaşlarımızı görsünler. Halk ekmek bayilerinin önünde kuyruğa girsinler. Çocuklarının veli toplantılarına katılıp, okul aidatlarını ödeyemiyoruz desinler. Marketten yarım kilo zeytin ikiyüzelli gram peynir alsınlar. Gofret isteyen çocuklarını azarlasınlar İktidar sahipleri bizleri ancak o zaman anlayacaklardır.

            Buradan Hükümete sesleniyorum. Her fırsatta garip gurebanın Hükümeti olduğunu deklare edenlere soruyorum. Garip-gureba burada. Fakir fukara burada. Asgari ücretli, emekli, dul, yetim hepimiz buradayız. Siz neredesiniz. Fakir fukarayı garip gurebayı nerede arıyorsunuz. Kimlere soruyorsunuz. Meydanları, marketleri, Pazar yerlerini bir dolaşın. Halimizi hatırımızı bir sorun. Sırça köşklerden, fil dişi kulelerden inin artık. Memurlara 2009 yılında öngörülen toplamda yüzde 8,5’luk artış küresel krizin de etkisiyle daha 2009 yılı gelmeden buharlaşmıştır. İşçi, Memur, emekli, dul yetim, asgari ücretli hülasa  dar ve sabit gelirliler ard arda gelen zamlar güzünden canından bezmiştir.  İnim inim inlemektedir. Bu gün burada ek ödemelerini alamayan KİT personeli için dava açtık. Bundan böyle Hükümetin memur ve ekonomi politikalarını adım adım takip edeceğiz.  Hükümeti her platformda teşhir edeceğiz. Hükümetin garip-gureba edebiyatından bıktık usandık. Artık. Garip gureba, fakir fukara lehine icraat bekliyoruz. Bu icraatlar gerçekleşmediği takdirde eylemlerimizin her platformda devam edeceğini buradan tüm kamuoyuna iletiyor. Saygılar sunuyorum.”

BASK’TAN 2009 YILI MEMUR ZAMMINA PROTESTO

            Kamu görevlilerine 2009 yılının ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için de yüzde 4,5 oranında zam yapılmasını öngören 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçesine BASK’tan protesto.

            2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin TBMM’de görüşüldüğü 21 Kasım 2008 günü Saat 13:00’de TBMM Dikmen kapısında toplanan BASK üyeleri 2009 yılında kamu görevlilerine öngörülen sefalet artışını protesto ettiler.

            Kalabalık adına açıklama yapan Genel Başkanımız Resul AKAY; "2008 yılında memurlara yüzde 2+2 zam yapan Hükümet doğalgaza bir kalemde yüzde 22,5 toplamda yüzde 72 zam yapabilmiştir. Dahası memurlara 2009 yılının ilk yarısı için yüzde 4, ikinci yarısı için de yüzde 4,5 oranında sefalet artışı öngörmektedir. Bunun insafsızlıktır. Bunun adı vizdansızlıktır. İktidara geldiği günden beri fakir fukaranın, garip gurabanın hükümeti olduğunu söyleyen Hükümet memurlara üvey evlat muamelesi yapmaktadır. Hükümet üyelerini buradan son kez uyarıyoruz. Bundan böyle Hükümetin tüm memur ve ekonomi politikalarını yakından takip edeceğiz. Hükümeti her platformda teşhir edeceğiz" dedi.

EK ÖDEME ADALETSİLİĞİNİ PROTESTO ETTİK

 

           

Pek çok KİT personeli gibi Enerji Bakanlığına bağlı KİT’lerde çalışan sözleşmeli personel de 15 Ağustosta açıklanan ek ödemelerden yararlanamadı. Ek ödemelerden yararlanamayan sözleşmeli personel üstüne üstlük elektrik, doğalgaz ve kömüre yapılan fahiş zamlardan sonra sokağa döküldü.

Doğalgaz, kömür ve elektrik zamlarına karşı Konfederasyonumuzca 6 Kasımda başlatılan eylemler serisinin ikinci ayağı Enerji Bakanlığında yapıldı.

Enerji Bakanlığı personelinin yanı sıra TEDAŞ, TEİAŞ, EÜAŞ ve TETAŞ personelinin katıldığı eylemde konuşan Genel Başkanımız Resul AKAY;

Memura yüzde 2+2 zam yapan Hükümet, doğalgaza bir kalemde yüzde 22,5 toplamda yüzde 72 oranında zam yapmıştır. Yakaladığı her fırsatta, gördüğü her mikrofona fakir fukaranın, garip gurebanın, hükümeti olduğunu, tüyü bitmedik yetimin hakkını yedirmeyeceğini söyleyen hükümetin bu zamlardan sonra insafının ve vicdanının olmadığını düşünüyorum dedi.

Aldığı maaşla kıt kanaat geçinen, ailesinden veya yakınlarından maddi destek almadan geçinemez hale gelen dar ve sabit gelirlilerin bu zamlardan sonra nasıl geçineceğini Sayın Başbakana soruyorum diyen Genel Başkanımız Resul AKAY; “Haftanın altı günü çalışan, hastalandığında doktor raporu olduğu halde amirlerinden izin almadan istirahat edemeyen, rapor aldığında başarı puanı düşürülen, yıllık izinlerini kullanamayan, kullanamadığı yıllık izni gelecek yıla devredilmeyen sözleşmeli personelin ek ödemeden de mahrum bırakılması kelimenin en hafif deyimiyle insafsızlıktır, vicdansızlıktır dedi.

İktidar sahiplerini empati yapmaya davet eden Genel Başkanımız Resul AKAY;

Kendilerini sadece bir ay bizim yerimize koysunlar. Kendilerini sadece bir ay asgari ücretlinin, emeklinin, dul ve yetimlerin yerine koysunlar. Bizim aldığımız maaşlarla sadece bir ay geçimini sağlasınlar. Pazara gitsinler, halk ekmek bayilerinin önünde kuyruğa girsinler, çocuklarının veli toplantılarına katılıp, okul aidatlarını ödeyemiyoruz desinler. İktidar sahipleri ancak o zaman bizleri anlayacaklardır" dedi.

            Eylemlerin süreceğine işaret eden AKAY; 21 Kasımda Türkiye Büyük Millet Meclisinin önmünde2009 yılı bütçesini protesto edeceklerini belirtti. 2009 yılı için öngörülen yüzde 8,5’luk artışın küresel krizin de tetiklemesiyle şimdiden buharlaşıp uçtuğunu bu nedenle 2009 yılı artışlarının gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

            AKAY Hükümetin yanlış ekonomi  politikalarını ve memur politikalarını her fırsatta yüzlerine vuracaklarını, tepkilerini sürdürmekte kararlı olacaklarını da sözlerine ekledi.

ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN BAZI MADDELERİ İPTAL EDİLEN 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA YAPILACAK DEĞİŞİKLİKLERE İLİŞKİN KONFEDERASYONUMUZUN GÖRÜŞLERİ

1- 5510 Sayılı Kanunun amacı; devlet memurları, iş akdi ile çalışanlar, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar, tarımda ücretli ve kendi hesabına çalışanlar arasında norm ve standart birliğini sağlamaya yönelik olduğu ifade edilmektedir. Norm ve standart birliği, gelir ve imkanları kısıtlı olan kesimlerde değil, gelir ve imkanları iyi olan kesimler düzeyinde yapılmalıdır. Anayasanın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesinin yorumu, hukuksal durumları ve pozisyonları aynı olan kişiler için geçerli olacağı Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde görülecektir.

2- 5510 Sayılı Yasanın içeriği sosyal güvenliğin tanımı ile birebir örtüşmemektedir. Sosyal güvenlik; kişilerin yaşlılık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı kendilerinin ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin üzerindeki olumsuz etkilerini aza indirmek ve asgari yaşama standartlarını korumaktır. Oysa getirilen düzenleme ile sağlıkta katkı payı, yaşlılık aylığı bağlanması, fiili hizmet zammının uygulanması konularında halen çalışanların ve yeni işe girecek olanların hak kayıpları söz konusudur.

3- Sosyal güvenlik bir toplumun ayakta kalması ve geleceğe güvenle bakmasının çimentosudur. Çağdaş ve güçlü bir devlet olmanın iki temel şartı bulunmaktadır. Bunlardan birisi, ulusal güvenliği, diğeri ise sosyal güvenliği sağlamaktadır. Bir devlet; himayesi altında yaşayan vatandaşlarını dış tehditlere ve sosyal risklere karşı korumakla yükümlüdür. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Devleti dış tehditlere karşı ulusal güvenliğini sağlamak için her yıl milyarlarca dolar harcama yapmaktadır. Hiç kimse bu harcamaları kara delik olarak tanımlamamaktadır. Söz konusu sosyal güvenlik olunca tasarruf anlayışı öne çıkartılmakta, kara delik nitelemeleri yapılmaktadır. Oysa, sosyal risklere karşı çaresizlik duygusuna kapılan kitleler olduğu sürece sosyal huzuru ve barışı kalıcı kılmak mümkün değildir.

4- Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasının 60’ıncı maddesinde; “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” denilmektedir. Anayasamız sosyal güvenliği tüm vatandaşlarımız için bir hak, devlet içinde bir görev kabul etmiştir. Bu güne kadar bu görevin yapılmasında ihmaller ve savsaklamalar olduğu gibi, ülke kaynaklarının harcanmasındaki hatalı tercihler yapılarak kamu kaynakları hatırlı ve nüfuzlu kişilere transfer edilmiştir. Bunun sonucu sosyal güvenlik alanındaki ödevler gereğince yapılamamıştır.

5- Anayasa Mahkemesinin 5510 Sayılı Kanunu iptal etmesi ile birlikte önceki hükümetlerin yaptığı yanlışlar terk edilmeli ve Anayasanın 60’ıncı maddesinin devlete yüklediği sosyal güvenlik görevi yerine getirilmelidir. Sosyal güvenlikten yapılacak tasarrufun, toplumun huzur ve barışından yapılacak bir tasarruf olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.

6- Kamu görevlilerinin sosyal güvenlik haklarının diğer sigortalılarla aynı olması yani norm ve standart birliği içerisinde olmasını savunanlara Devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasamızın 5’inci maddesinde “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” hükmünü hatırlatmak istiyoruz. İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartların hazırlanması Anayasamızın amir hükmüdür. Oysa, 5510 sayılı yasa kapsamına giren sigortalıların tümü kendi işleri dışında başka işler yaparak maddi varlığını geliştirmekte, kamu görevlilerinin önünde ise ticaret ve kazanç getirecek faaliyet yapamayacağına dair 657 sayılı kanunun 28’inci maddesinde yasaklama bulunmaktadır. Bu durumda memurlar ve bunların emeklileri aylıklarıyla geçinmek zorundadırlar. Memurlara sağlanan mali ve özlük hakların temelinde memurların ve emeklilerinin bu durumu yatmaktadır. Kaldı ki, kamu kesiminde toplu sözleşme düzenine tabi işçilerin ücret ortalaması kamu görevlilerinin iki katından fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Kamu görevlilerinin emekli aylıklarındaki fazlalık bu kanunla geri alınmak istenmektedir. Çünkü bu kanun yürürlüğe girdiğinde ilk defa kamu görevine başlayacak memurların emeklilik hakları diğer sigortalılarla aynı durumda olacaktır.

7- Bu düzenleme, bu haliyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi kamu görevlileri ile ilgili ayrı bir yasa düzenlenmesini öngörmektedir. Mevcut düzenlemede ise, halen çalışanların kazanılmış hakları korunmakta, Yasanın yürürlük tarihinden sonra göreve başlayacak memurların sosyal güvenlik hakkı yok sayılmaktadır. Bu durumun 5-10 yıl sonra kamuda ciddi bir huzursuzluğa zemin hazırlayacağı unutulmamalıdır. Yasanın yürürlük tarihinden sonra göreve başlayan ve başarısını kanıtlayan bir kamu görevlisinin daha önce işe girmiş ve üretkenliğini kaybetmiş bir kamu görevlisine göre standardı düşük bir sosyal güvenlik hakkına sahip olması bazı sorunlara neden olacaktır.

8- Anayasamızın 128’inci maddesinin 2’nci fıkrasında “mamurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmektedir. Yüksek Mahkeme kararında da; kamu görevlilerinin sosyal güvenlik haklarının ayrı bir kanunla düzenlenmesi öngörülmektedir. Anayasanın 128’inci maddesi ile Anayasa Mahkemesinin kararı orta yerde dururken kamu görevlilerinin sağlık ve sosyal güvenlik haklarının diğer sigortalı çalışanlarla aynı yasa içerisinde mütalaa edilmesi Anayasaya aykırı olacaktır. Bu noktada ısrar edildiği takdirde Anayasa Mahkemesi bu kanunu da iptal edebilecektir. Bunun sonucu, gerek Bakanlığa, gerek sosyal taraflara fazladan bir iş yükü geleceği gibi, Hükümetin ve Parlamentonun da Anayasa ve hukuk normlarına itina göstermediği kanaati pekişecektir.

9- Yeni düzenlemede genel olarak Anayasa Mahkemesi kararının göz önünde bulundurulduğu görülmektedir. Ancak bazı maddelerin düzenlenmesinde Anayasa Mahkemesi kararı yok sayılmıştır. Şöyle ki; 5510 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesi fiili hizmet zammını düzenlemektedir. Bu maddedeki cetvelin 8 numaralı sırasında yer alan emniyet ve MİT, 12’nci sıradaki TRT, 13’üncü sıradaki zirai mücadele, karantina ve veteriner teşkilatı mensuplarını, 14’üncü sıradaki Devlet Tiyatrosu ile senfoni orkestrası sanatçılarını kapsamaktadır. Cetvelin bu sıralarında sayılan hizmetlerin özel sektörde de muadillerinin olması nedeniyle Anayasa Mahkemesine iptali için başvuruda bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesi de başvuruyu haklı bularak cetvelin bu sıralarında yer alan kamu görevlilerinin fiili hizmet zammını iptal etmiştir. Bu durum özel sektördeki çalışanlara da fiili hizmet zammı uygulaması yapılması gerekirken emniyet ve MİT mensupları hariç (özel güvenlik görevlilerine fiili hizmet zammı tanınmamıştır.) Cetvelin 12, 13 ve 14’üncü sıralarında belirtilen kamu görevlilerinin fiili hizmet zammı da kaldırılmıştır. . Ayrıca, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa görev fiili hizmet zammından yararlanan pilot, makinist, infaz koruma memurları ile basın mensuplarının da fiili hizmet zamları ellerinden alınmıştır. 10- Anayasa Mahkemesince iptal edilmediği halde 5510 sayılı kanunun 40’ıncı maddesindeki cetvelin 11’inci sırasında yer alan PTT Dağıtıcılarının fiili hizmet zammı da kaldırılmıştır. PTT Dağıtıcıları kışın dondurucu soğuğunda ve yazın kavurucu sıcağında her gün 15-20 kilometre yol kat etmekte ve fiziksel olarak deforme olmaktadırlar. Bu nedenle tıpkı polisler gibi 55 yaşında zorunlu olarak emekli edilmektedir. PTT Dağıtıcıları 1980 den önce de fiili hizmet zammına müstehaktı. PTT Dağıtıcılarına 2006 yılında verilen fiili hizmet zammının 2007 yılında alınması sosyal hukuk devletini yönetenler açısından şık bir davranış olmayacaktır.

11- Emekli aylıklarının arttırılmasında uygulanacak olan güncelleme katsayısı TÜFE endeksinin tamamı ile Gayri Safi Yurt İçi Milli Hasılanın (GSYMH) 0,25’ i olarak düzenlenmiştir. Bilindiği üzere 57’inci Hükümet döneminde memur ve emekli aylıkları gerçekleşen enflasyon + iki puan refah payı ilave edilerek ödenmiştir. 60’ıncı Hükümet 57’nci Hükümetin gerisine düşmemelidir. İcraat çıtasını 57’nci Hükümetin düzeyinin altına indirmemelidir. Emekli aylıklarının artış oranı gerçekleşen TÜFE artışı üzerine iki puan refah payı ilave edilerek bulunmalıdır.

SONUÇ 1- Kamu görevlilerinin de içinde bulunduğu tüm sigortalıların aynı yasa içerisinde olması Anayasa Mahkemesi’nin 2006-111 Esas Sayılı gerekçeli kararına açıkça aykırıdır. Yüksek Mahkemenin kararları Anayasamızın 153’üncü maddesine göre yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişilikleri bağlayıcı niteliktedir.

2- Kamu görevlileri 5510 sayılı yasa kapsamından çıkartılmalıdır.

3- Kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmelidir.

4- Anayasa Mahkemesi tarafından iptal ihtimali bulunan bir düzenleme yapılmamalıdır.

 

 



En iyi 800x600 Ekran Modunda Görünür